Yok Olma Çağı

Yok Olma Çağı

Amerikalı yazar Willie Johnson tarafından yazılan oyun, New York’ta doğup büyüyen Grundrisse’in hikayesini anlatmaktadır. Uzun süredir uyuyamayan Grundy, hayalleri ve gerçekleri arasında gidip gelirken annesinin ölümü ile zor bir karar vermek zorunda kalır: ya annesinden kalan eski kitapçıyı emlakçılara satıp şehirden kaçacak ya da kitapçının başına geçip mahalle ekosisteminin zenginliğini koruması için uğraşacaktır.

Annesinden miras kalan kitapçı ve onu şehir hayatından uzaklaşmaya ikna etmeye çalışan sevgilisi Maggie arasında gidip gelen Grundy’nin yaşadıkları; kentsel dönüşüm, bu dönüşümün ekosistemde yarattığı dengesizlik ve ‘Y-kuşağının’ arada kalmışlığı temaları üzerinden aktarılıyor.

Devam
Alnıtemiz

Alnıtemiz

Mezara kadar değil pazara kadar Stand-up parolasıyla yola çıkan Deniz Alnıtemiz'in son durağı moda sahnesi.

Devam
Öyle Şeyler Yalnızca Filmlerde Olur

Öyle Şeyler Yalnızca Filmlerde Olur

Öyle Şeyler Yalnızca Filmlerde Olur, Samsun’dan Notting Hill’e uzanan, dürüst ve cesur bir büyüme ve kendini bulma hikâyesi.
Bu eğlenceli anlatıda Pınar Göktaş, aşk filmlerindeki ‘mükemmel uyum’ fikriyle büyülenen ve ‘’hayatının aşkını’’ bulmaya karar veren bir kız çocuğunun aşkı arayışını, cinselliği keşfedişini, kendi çocukluğu ve gençliği boyunca yaşadığı romantik ilişkiler üzerinden; kişisel hikâyesini zaman zaman kurmaca ile destekleyerek anlatıyor.

Doksanlı yılların sonu ve iki binli yılların başına yayılan hikâye, seyirciyi dönemin romantik filmleri, vintage objeleri ve pop starı Tarkan’ın hit şarkıları arasında dolaştırıyor. Oyun, aynı zamanda Tarkan’a yazılmış güzel bir teşekkür mektubu.

Yönetmen Şule Ateş ve Oyuncu Pınar Göktaş’ın ortak bir yaratımıyla, prova sürecinde birlikte geliştirdiği metin, aşk, ilişkiler ve toplumsal cinsiyet rolleriyle ilgili kabullerimizi sorgulamamızı sağlıyor ve bunu bolca kahkaha eşliğinde yapıyor.

Devam
Çalgıcı Gülali Masalı

Çalgıcı Gülali Masalı

“Bilmem ne” krallığının örnek birer lider olarak yetişen genç prensi ve prensesi bir gün kara bir duman tarafından kaçırılır. Kralla kraliçe ne yaparlarsa yapsınlar çocuklarını bulamazlar. Ülke bir açmazın içine sürüklenir. Karmaşanın ve kaosun ülkenin dört bir yanını sardığı günlerde saraydan yayılan bir haber bütün halka tekrar umut verir. Kraliçenin yeni bir oğlu olmuştur. Halk yeni prensleri şerefine kırk gün kırk gece düğün dernek kurar ve hep bir ağızdan haykırır: “Yaşasın geleceğin kralı!” Ama genç prensin yüreğinde başka şeyler yatmaktadır...

Çalgıcı Gülali tutkuları ve sorumlulukları arasında sıkışmış, güçlü olmayı sorgularken farklı bir büyümenin yolunu arayan bir çocuğun hikayesi... Gür Kahkahalı Kayıkçının da dediği gibi, “bir hikayemiz var, anlatmazsak öleceğiz”, buluşacağımız günü dört gözle bekliyoruz!

“Bu dünyada kim kral olmak istemez ki?”

Devam
Deniz Göktaş Stand-Up

Deniz Göktaş Stand-Up

Deniz Göktaş stand up gösterisiyle Bahçe Galata'da. Açılış Ali Fuat Ergüner'den.

Devam
Özge Özel Stand-Up

Özge Özel Stand-Up

Özge Özel'in önüne çıkan tüm kavramları evire çevire içini boşalttığı ve bundan 1 gram pişmanlık duymadığı tek kişilik şovu.

Devam
Ama

Ama

Prömiyerini İstanbul Uluslararası Fringe Festivali'nde yapan "Ama" oyunu, altı kişilik yeni kadrosuyla tekrar sahnelerde.

Oyuncu Meltem bir televizyon dizisinde oynamak için deneme çekimine gider ve burada kendisini kameraya alan Zafer ile aralarında gerilimli ve erotik bir diyalog gerçekleşir. Oyun Meltem'in yer aldığı bir tiyatro gösterisinin kulisinde ve fuayesinde yaşanan sohbetlerle ilerler.

"Ama", İstanbul'da yaşayan sanatçıların profesyonel ve özel hayatlarının kesişimine odaklanıyor ve günümüzdeki cinsel kimlik tartışmalarının mizahi bir analizini yapıyor.

2021 yılının Kasım ayında Almanya'nın Dresden kentinde düzenlenen Fast Forward Avrupalı Genç Yönetmenler Tiyatro Festivali'nde yer alan "Ama" gücünü metninden ve oyunculuk performanslarından alıyor.

"Beni mutluyken seviyor. Ben yanında depresyona girebileceğim birini istiyorum."

Devam
Benim Burada Ne İşim Var?

Benim Burada Ne İşim Var?

Einstein ‘ön yargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zor’ der.
Taze baba komedyen Mustafa Sağır’a göre ise küçük kızını uyutmak her şeyden zor.
Beş yıldır çeşitli kültür sanat mekanlarında stand-up icra eden Mustafa Sağır, tek kişilik gösterisi Benim Burada Ne İşim Var? ile sezonda izleyiciyle buluşuyor.

Devam
Sen Balık Değilsin Ki

Sen Balık Değilsin Ki

Suyun yolunu kesersin, kum çuvalları dizersin, beton örersin; ama ne yapar ne eder, bi yerden bi çatlak bulur, ve özgürce akmaya devam eder su. Yolculuğu her seferinde başka engellerle karşılaşacak, bulanacaktır elbetteki... Bu hep böyledir ve böyle olduğunu bile bile 'su cinayetleri' işlenir durmadan bu ülkede. Bu eser suyun yolculuğunu kendi yolculukları yapanların ve her türlü suyun sularında gezinenlerin hikayesidir.

Bavul açılır ve içinden dökülenler çatlaklarını elbette ki bulur.

Devam
Lesli Karavil Stand Up

Lesli Karavil Stand Up

Lesli Karavil, tam olarak 90 dakika size hayallerinizin ötesinde bir gece yaşatıyor.

Aklınızın alamayacağı bir enerji ve samimiyetle sizi kahkahalara davet ediyor. Teknoloji özürlü olmanın sancıları, yurt dışına kaçış planları, kadın olmanın zorlukları ve daha bir sürü hikayeyi en komik dille sizlerle paylaşıyor.

Devam
Altın Elma

Altın Elma

Altın Elma “En Güzel Olana”

Sonsuz güzelliğin üç tanrıçası biraz yorulmuş ve yaşlanmış ama hala eski aşk hikayelerindeki mutluluğu aramaktan vazgeçmemişler. Bir akşam üzeri biz, fanilerle bir araya geldiklerinde bile, Afrodit, Athena ve Hera ortak yazgılarının biricik sorusunu sormadan duramıyor: En güzel olan kim? Bu üç tanrıçanın günümüzdeki hallerinden yola çıkan beden kuklaları, hikayeler, şarkılar ve bol mücadele dolu bir yarışma ile bize sıra dışı bir yolculuk vadediyor. Altın Elma, o elmayı kazananın bile sahip olamayacağı kadar eğlenceli bir dünyayı keşfetmek için yenilikçi bir tiyatro deneyimi.

Devam
Hatırlarsanız Mahremiyet Demiştik

Hatırlarsanız Mahremiyet Demiştik

Annesinin ölümünden sonra annesine ait eşyalarla ne yapacağını bilemeyen bir kadın, cenazeden bir hafta sonra eşyaları mezat yoluyla satmaya karar verir. İlk defa mezatta satış yapan kadın karşılaştığı eşyalar ile hem geçmişini hem de unuttuğu hatıralarını anımsamaya başlar. Bu ilginç mezat; eşyalar, geçmiş, bugün ve hikâyeler aracığıyla bir kadının kendisini yeniden tanıma ve tanımlama oyununa dönüşür.

Devam
Katie's Tales

Katie's Tales

Katie's Tales, bir kadın ve korkunç bir olaydan sonra onu bir gün geri dönme sözüyle terk eden sevgilisinin hikayesidir. İçinde kiraz ağaçları olan bir bahçenin hikayesi.

Katie'nin hayatı bekleyiş ve oluş vaktinde gelişir - yeni ve vahşi zamanlarda. Katie, birkaç yabancı hizmetçiyle birlikte korunaklı bahçesinde, hayatının ve tarihin sessiz tanıkları kiraz ağaçlarının gölgesinde yaşar. Katie her gün ziyaretçi kabul eder: Her an, gidenin geri dönüşünü getirebilir ve Katie kendini hazır tutmakta zorlanır. Katie bize hikayeleriyle arzuyu ve bekleyişi, sessizliğiyle ise dile getirilmeyenleri anlatır. Bekleyen kendisi bir yolculukta, canlı çerçevelerle yontulmuş yaşam yolunda dilsiz durur, bahçesinin merkezinde, hatıralarla dolu kiraz ağaçlarının gölgesinde- Tarihin önünde duran bir kadın. Karşısında kendi ışıkları ve kendi gölgeleri, geçmişle geleceğin kavşağında. Katie'nin somutlaştırdığı dile getirilmemiş arzu, bizi ait olduğumuz yer üzerinde düşünmeye; kendimizi, olayların sağır edici akışında ve arzuların karmaşık kasırgasında bilincimizin rolü hakkında sözsüz bir soruya açmaya davet ediyor.

*Gösterim dili İngilizce'dir.

Devam
Vittoria de Ferrari Sapetto in Paso Al Pubblico Dans Performansı

Vittoria de Ferrari Sapetto in Paso Al Pubblico Dans Performansı

Bir kadın, bir hayvan
Bir müzisyen, bir bir hayvan terbiyecisi
Bir izleyici topluluğu, bir sirk

Seyircilerle sanatçılar arasındaki bariyerin neredeyse ortadan kalktığı bu sahneye ait açıklıkta, edimsel gayeyi topluluğun dansçıyla etkileşimi belirliyor. Oyun ve tehlike arasındaki ayrımı oluşturan ince çizgi, her bir rolün derin düşüncesini ve farkındalığını da beraberinde getiriyor; her eylem kendi tepkisini doğuruyor ve enerji yüklü bir döngüsellik yaratarak bütün unsurları gerekli kılıyor. Performans, izleyicilerin varlığının önemine vurgu yapıyor ve dansçının hareketlerinin güdülerine yeniden can veriyor. Bu, bir dizi, insan bedeninin sınırlarının ve gücünün zorlandığı, sahneye ait eylem üzerinden nükseden ve giderek güçlenen, cezbedici bir müzisyen-terbiyecinin eşlik ettiği temel bir dramatik konsept.

Devam
Bizi Öldürmek İsteyen Muhteşem Hayat

Bizi Öldürmek İsteyen Muhteşem Hayat

Bir doktor üç deliye “Gelin deliler biz beraber deliistanda sizinle bir deli dükkanı açalım!” demiş. Deliler deli dolu bar bar bağırmış deli doktora “Neden olmasın?!” diye, “Sen deli biz deli derman oluruz birbirimize. Bizi öldürmek isteyen hayat muhteşemdir hem de!”
Hastanemize hoşgeldiniz.

Devam
No Name Queen

No Name Queen

Önce çok güçlü bir ışık yandı.
O ana kadar kendime hep sen özel bir çocuksun Bahar diyordum.
Sonra sisler dumanlar.
Bir insan yıllarca denediği halde olmuyorsa bırakmalı bence.
Pozumu aldım.
Bizim gibilerden ne olur gız.
Kasedi başlatabilirsiniz diye şöyle bir komut verdim.
Ya ben özel olduğunu düşünen bir gerizekalıysam.
3-2-1
Beyonce sahneye çıkıyor.

Devam
Tırnak İçinde Hizmetçiler

Tırnak İçinde Hizmetçiler

Günümüz dünyasında geçen özgün bir oyun olan "Tırnak İçinde Hizmetçiler” merkezine bir evdeki iki ‘’hizmetçi’’yi alır. Bu iki kadın kim olduklarını bilemeyecek hale geldikleri bir oyunu sürdürmeye devam ederken, kaçmak istedikleri kendileri ile yüzleşmek zorunda kalırlar. Bu yüzleşmeye sebep veren belirsizliğin içinde tek sığınakları, tekinsizce oyun oynamaya devam etmektir...

Devam
Uyandığımda Sesim Yoktu

Uyandığımda Sesim Yoktu

Bu oyun 2013 yılında Anne Sexton, Sharon Olds, Amy Gerstler ve Sylvia Plath’tin yazılarından ilham alınarak kadınların birbirleriyle nasıl bağdaştığını ele alan bir çalışma ortaya koymak için yazılmaya başlandı.

En derin ve en utanç verici düşüncelerimizi, mütemadiyen yaşadığımız zihinsel uyumsuzluğu, nesillerdir bize benimsetilen o içselleştirilmiş erkek bakış açısını ve erkek egemenlik zulmünü, bizzat idame ettirdiğimiz o ikiyüzlülüğü açığa çıkartmaya çalıştı.
Uyandığımda Sesim Yoktu kişisel bir yolculuğun belgesi. Üç yıllık çok yoğun bir sohbeti damıtarak 60 dakikalık bir tiyatro oyununa, hikaye anlatma gayesiyle bazı öykü düzenekleri ekleyerek aktarıldı. Uyandığımda Sesim Yoktu gün yüzüne çıkarmaya korktuğumuz ve aslında bizi özgür kılan çıplak, kırılgan ve saf gerçeklerden oluşmaktadır.

Amy Nostbakken ile Norah Sadava çağdaş feminizmin çelişkisini harikulade bir ifade ediş biçimi bulmuşlar, hem de bir kez bile akademik jargona ve hareket retoriğine başvurmadan. İçinde bulunduğumuz ikilem bu iki kadının keder, öfke ve hüsranla düğümlenmiş boğazında saklıdır. Seyirci cevapsız bırakılmış sorular eşliğinde salondan ayrılırken kulaklarında da oyunun son
cümlesi yankılanmaktadır: “Onca yol kat ettik, artık dönmeyiz geri...”

Uyandığımda Sesim Yoktu, açık bir şekilde baskı gören, örtülü bir baskının içinde kendini bulan, yaşadığı bir çok korku ve toplumun ona dayattıklarından dolayı kendini ifade edemeyen, sesleri kısılmış, hırpalanmış, hatta canice öldürülmüş kadınların hakları için yazılmış bir başkaldırı oyunudur. Kadına şiddeti ve kadının toplumdaki yerini, annesinin ölümünden sonra kendi hayatınında tıpkı ona benzemesi üzerine sorgulayan bir kadın yazarın hikayesidir.

Uyandığımda Sesim Yoktu bir başkaldırı ve meydan okuma olarak, kadınların özgürce kendi seslerini bulabildikleri, kendilerini ifade edebildikleri bir toplumun mümkün olacağını bize göstermek ister.

UYANDIĞIMDA SESİM YOKTU kadının kendi gücünü hatırlaması, ayakta durabilmesi ve özgürce kendini ifade edebilmesi için kadınların sesi olmayı amaçlıyor.

Devam
Nora 2

Nora 2

Oyun, Henrik Ibsen’in ünlü oyunu Nora (Bir Bebek Evi)‘nın devamı olarak Amerikalı oyun yazarı Lucas Hnath tarafından 2017 yılında yazılmıştır.

Ibsen’in metninin finalinde Nora, kocasını ve üç çocuğunu geride bırakarak evini terk eder. Lucas Hnath oyunu yazmaya başlarken aklında iki fikir olduğunu söylüyor: Birincisi bir kapı çalacak (Bu kapı, Nora’nın 15 yıl önce çıkıp gittiği evin kapısıdır.), ikincisi Torvald (Bu erkek, Nora’nın 15 yıl önce terk ettiği kocasıdır.) ve Nora, Ibsen’in metninde yapmadıkları şeyi, gerçek bir tartışmayı (yazarın deyişiyle ‘boka batmak’) yapacaklar. Dolayısıyla bir kapı çalınır, Anne Marie (Bu kadın, Nora’yı da, Nora gidince Nora’nın üç çocuğunu da büyüten kadındır.) kapıyı açar, gelen Nora’dır; tam 15 yıldır kendisinden hiç bir haber alınamayan, öldü zannedilen Nora. Ve oyun başlar.

Devam
N’Olcak Bu Yusuf Umut’un Hali

N’Olcak Bu Yusuf Umut’un Hali

''Ben Yusuf Umut. Genelde böyle söyleyince hangisini kullanıyosun diye soruyolar. Ben ikisini de sevmiyom diyom. O yüzden ikisini de kullanıyom. Dedem demiş illa Yusuf koyun. Peygamber ismi, mübarek olur. Annem de Umut istemiş. İşte Yusuf Umut. Ben olmuşum.’'

Yusuf Umut, tanımlayamadığı ama vaz da geçemediği bir özgürlüğün peşinde kendi yolculuğunu anlatıyor. Acaba bu özgürlük, sınırlarından taşan Yusuf Umut’u en sonunda aradığı ortama yakınlaştırabilecek, onu çekyatların, kuralların, sınırların içinden kurtarabilecek mi?

Bi de buradan soralım;
Ne Olacak bu Yusuf Umut’un Hali?

Devam
Sıradan Karşılaşmalar

Sıradan Karşılaşmalar

Sıradan bir günde, herhangi iki kişi, olağan bir şekilde karşılaşır. Hayatlarının kesişmesi ile başlayan hikayede yaşam ve sahne, gerçek ve kurmaca iç içe geçer. Ayfer ve Sinan’ın kendi hayatlarına birbirlerinin gözünden bakma çabalarından geriye bazı ihtimaller kalır. Belki de hiçbir şey zannedilen kadar sıradan değildir.

Devam
Parça/Parça

Parça/Parça

“Nasıl sonuçlanacağı meçhul bir deneme”

2022’de kurulan genç bir topluluk olarak sizlere ilk oyunumuz Parça/Parça ile merhaba diyoruz. Kendimizi hiçbir mecburiyet altında olmadan gönüllü olarak bir araya gelmiş bir “postpandemik cemiyet” şeklinde tanımlıyoruz.

Bu ilk oyunumuzda Çağdaş Türkiye Edebiyatının öne çıkan genç yazarlarından Gamze Arslan’ın öykülerini Sanem Öge’nin sahneleyişiyle bir araya getiriyoruz. Gamze Arslan’ın “büyülü gerçekçi” öykülerinden sıyrılan ayrıksı karakterler, Sanem Öge’nin süzgecinde sizlere ulaşmaya çalışan birer “güvenilmez anlatıcıya” dönüşüyor. Geçmişlerinden bugüne sürükledikleri şiddet sarmalının kıskacında bilerek ya da bilmeyerek kriminalize olmuş bu üç karakter, anlatıları içerisinde kendi sürpriz sonlarını hazırlıyor.

Aykırı doğalarına ve pozisyonlarına rağmen, gönüllü bir “anlatım” faaliyeti üzerinden bizlerle bağ kurmaya çalışan bu üç tuhaf ve kırılgan karakterin genele karışma çabası başarılı olacak mı? Bilemiyoruz. Ancak belki biraz da “belirli koşullar altında tuhaflaşmaktaki haklılığımız” üzerinde durmak istiyoruz.

Postpandemik Cemiyet olarak, sizleri bizim de nasıl sonuçlanacağını bilmediğimiz bir sahneleme deneyimine davet ediyoruz.

Devam
Yabancı

Yabancı

Meursault bu oyunda ilk ve son kez başından geçenlerin öyküsünü anlatıyor: Var oluşuna kast edenlerin öyküsünü…
Cinayet işlediği için değil ama annesinin cenazesinde sütlü kahve ve sigara içtiği için; üstelik bu ahlak dışı tavrını utanmazca kabul ettiği için idama mahkûm edilen Meursault’nun hapsedildiği hücrelerin sonuncusundayız… Birkaç gün önce Fransız milleti adına verilmiş bir kararla bir iki saat sonra devasa bir meydanda ibret-i âlem için kafası kesilecek olan Meursault’nun son dakikalarına tanıklık edeceğiz… Biz, karar açıklanırken duruşmada ayağa kalkması istenen seyirciler son kez onun karşısındayız.

Devam
Nasıl Bilirdiniz?

Nasıl Bilirdiniz?

Neredeyse görülmeyecek kadar fark edilmeyen bir kadın, yeraltında sessiz uyuyan ölülerin yerüstünde yeniden konuşulması için onların hikayelerini anlatıyor; hayalet olup da kaybolmalarına izin vermemek için.

“Herkes anlatılacak kadar eşittir.”

Devam
Fotoroman Kralı

Fotoroman Kralı

Sokağa çıkma yasakları, seks filmleri furyası, sinemaların kapanması, faili meçhuller, sendikalaş-ama-ma faaliyetlerin gölgesinde, 1970'lerin son çeyreğinde, fotoroman sevdalısı bir gencin karakomik yolculuğudur bu oyun. Düğünlerde Aşuk- Maşuk oyunları oynayarak çekeceği fotoromanlara para biriktirirken giyindikleri Aşuk- Maşuk kıyafetleri içerisinde aşklarını yaşayanların hikâyesi, dünyanın zırhını aşk deler çünkü, baskının kederini bir kahkaha dağıtır çünkü.

Devam
Pezzettino

Pezzettino

O, herkesin kocaman olduğu ve cesaret isteyen, harika işler yaptığı bir dünyada yaşar. Küçüktür, bir “parçacık”tır yalnızca. “Herhalde bir başkasının parçasıyım, bir başkasına ait olmalıyım” diye düşünür ve bir gün, kime ait olduğunu öğrenmek için yola düşer.
Küçük bir çocuğun, büyük insanların dünyasındaki bütün özlemlerini derinden kavrayan bir öykü. Bir bütünün parçası değilsen, bir parça olarak bütünsündür belki. Parçadan bütüne uzanan bir arayış, bir yolculuk, bir oyun.

Devam
Bir Tatlı Kaşığı Çamur

Bir Tatlı Kaşığı Çamur

Festivalin “Bu İşte Bir Kadın Var” bölümündeki üç oyundan Bir Tatlı Kaşığı Çamur, 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nde düzenlenen oyun yazarlığı atölyesinde okuması yapıldıktan tam sekiz yıl sonra prömiyerini yine festivalde yapıyor.
Kırklı yaşlarında mutfağa hapsolmuş bir kadın, bize yaptığı yemeklerden, kocasından, babaannesinden, çocukluğundan, çocukluk aşkından bahsediyor. Elif Candan’ın toplumsal cinsiyet üzerine yürüttüğü akademik araştırmalar sonucunda kaleme aldığı ve Pınar Akkuzu’nun yönetmenliğini üstlendiği Bir Tatlı Kaşığı Çamur, tek bir kadının ağzından dökülüyor gibi görünse de aslında bütün kadınların ortak hikayesi, dili, hissi, ifadesi... Oyunun dünyası da tam bu ortak paydadan beslenerek hayat buluyor. Metnin de yardımıyla oyuncular, fiziksel tiyatro teknikleri ile performatif oyunculuk ve çağdaş dans olanaklarından faydalanarak, sözlerin ve bedenin hareket ve anlam olasılıklarını araştırıyor. Dekorun ve seyirciyle aralarındaki duvarın olmadığı boş bir alanda, uzamın ve oyunsu olanın peşine düşerek sahnede var oluyor, yine bu yollarla dinamik ve alternatif bir dil yaratmanın peşine düşüyorlar.

Devam
Abzu

Abzu

Susuzluğun ağaçları kuruttuğu, denizlerden çok uzaktaki küçük bir kasabada yaşayan Ayşe Zuhal, çiçeklerden ziyade böcekleri merak eden, bunun çevresindekiler tarafından neden ‘saçma’ bulunduğunu bir türlü anlayamayan ve bu yüzden de pek çok şeye kulaklarını tıkamış bir kız çocuğudur. Günlerden bir gün, evinin banyosundaki giderden sızan bir şarkı duyar. Ona bir yerlerden tanıdık gelen bu şarkının peşinden lavaboya eğildiğinde ne olduğunu anlayamadan, hop! Tavşan deliğinden düşen Alice gibi su borularından aşağıya yuvarlanıverir. Ayşe Zuhal, bu karanlık ve pek çokları için ürkütücü yerde eve geri dönmenin yollarını ararken sayısız yaratığın yaşadığı gizemli bir dünyayla karşılaşacak, evinin altındaki borulardan uzak okyanuslardaki balinalara kadar uzanan görünmez bağları keşfedecek, çıktığı yolda hem kendisini hem de çevresini yeniden tanıyacaktır.

Devam
Kadınlar Bölümü.IR

Kadınlar Bölümü.IR

“KADINLAR BÖLÜMÜ.IR“, İran'ın ayrı bölgelerinde şiddete maruz kalan ve farklı şekillerde ölen dört kadının ruhlarının, arafta kendilerine ayrılan yerde bitmeyen bir döngüde hesap verdikleri bir oyun. Dört bölümden ve birer monologtan oluşan, İran'ın bugünkü sosyal bağlamını yansıtan ve gerçek hayattan beslenen sürreal bir metin.
Farsça sahnelenen oyun, bulunduğu ülkenin dilinde, üst yazıyla icra edilir.

Devam