BAHÇE GALATA'DA BU AY
Ben Zek
24 Şubat - 20.30
Ben Zek, hayallerle gerçeklerin, sahne ışıklarıyla karanlık çocukluk anılarının çarpıştığı sarsıcı bir tek kişilik oyun. Komedi ile dramın sınırlarını bulanıklaştıran bu hikayede, oyuncu olma hayaliyle yaşayan Zek, bir gün arkadaşlarını audition çekimine davet eder ve bu süreçte kendi hayatının en derin sırlarını açığa vurur. Babasızlık, görünmezlik, hırs ve öfke...Tüm bu kırılganlıklar oyun boyunca giderek büyür. Ben Zek, bir oyuncunun kariyer hezeyanlarının ötesinde, bir evladın babasına, hayata ve kendine yönelttiği hesaplaşmayı sahneye taşıyor.
Devam
Ben Zek
24 Şubat - 20.30
Ben Zek, hayallerle gerçeklerin, sahne ışıklarıyla karanlık çocukluk anılarının çarpıştığı sarsıcı bir tek kişilik oyun. Komedi ile dramın sınırlarını bulanıklaştıran bu hikayede, oyuncu olma hayaliyle yaşayan Zek, bir gün arkadaşlarını audition çekimine davet eder ve bu süreçte kendi hayatının en derin sırlarını açığa vurur. Babasızlık, görünmezlik, hırs ve öfke...Tüm bu kırılganlıklar oyun boyunca giderek büyür. Ben Zek, bir oyuncunun kariyer hezeyanlarının ötesinde, bir evladın babasına, hayata ve kendine yönelttiği hesaplaşmayı sahneye taşıyor.
Devam
Merhaba Hoşçakal
25 Şubat - 20.30
Geçmişten gelen sorularla uyanan korkular ve umutlar. Aynı tarihten gelen iki kişinin ortak çıkmazı.
Ya kalsaydım… Ya gitseydim…
Yıllar ne kadar zamanda unutuluyor? Belki de bazı şeyler hafızalarda sessizce yaşamaya devam ediyordur. Ta ki bir ses, belleği uykusundan uyandırana kadar:
“Merhaba!” ”Hoşçakal”
Hiç Dünya
26 Şubat - 20.30
Yalnız kaldığını düşündüğün bir anda yanında beliren o kişi. Önemli olduğunu sandığın bir parçanın önemli olmadığını anladığın o an. Kendini boşluğa bırakmanın korkusu. Olacak olanın olması...
Hoş geldiniz. Burası Hiç Dünya.
Burada yaşamak bir teşekkür konuşması yapmak gibi. Basit duruyor ama başlayınca kelimeleri seçemiyor, cümleleri toparlayamıyorsunuz.
Hiç Dünya, hayat boyu verilen mücadelenin bir hiç olabileceği ihtimalini sahneye taşıyor. Hayatımızı seçimlerin mi yoksa mecburiyetlerin mi şekillendirdiğini masalsı, absürt ve mizahi bir dille ele alıyor.
N’Olcak Bu Yusuf Umut’un Hali
27 Şubat - 20.30
''Ben Yusuf Umut. Genelde böyle söyleyince hangisini kullanıyosun diye soruyolar. Ben ikisini de sevmiyom diyom. O yüzden ikisini de kullanıyom. Dedem demiş illa Yusuf koyun. Peygamber ismi, mübarek olur. Annem de Umut istemiş. İşte Yusuf Umut. Ben olmuşum.’'
Yusuf Umut, tanımlayamadığı ama vaz da geçemediği bir özgürlüğün peşinde kendi yolculuğunu anlatıyor. Acaba bu özgürlük, sınırlarından taşan Yusuf Umut’u en sonunda aradığı ortama yakınlaştırabilecek, onu çekyatların, kuralların, sınırların içinden kurtarabilecek mi?
Bi de buradan soralım;
Ne Olacak bu Yusuf Umut’un Hali?
Bay Samir
28 Şubat - 20.30
“Asil bir yaşam mücadele ile geçer. Rezil bir yaşam ise daha çok mücadele ile geçer.”
Hayatla mücadele etmekten yorulmuş olan Bay Samir; bir iş çıkışı her akşam yürüdüğü yolun yabancılaştığını fark eder. Bu yol üzerinde bulunan ve sürekli seyrettiği tuhafiye dükkânı yıkılmıştır. Vitrininde yıllardır duran çirkin plastik manken ise ortadan kaybolmuş, Bay Samir’in anılarıyla birlikte huzurunun kırıntılarını da yanında götürmüştür.
Lodoslu bir akşam, Bay Samir’in Taksim ile Şişli arasındaki spiritüel yolculuğu böyle başlar. Yollar, kaldırımlar, kuşlar ve yalanlar üstüne bir hikâye…